Bilgi Yönetiminin Tarihsel Gelişimi

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} a:link, span.MsoHyperlink {color:blue; text-decoration:underline; text-underline:single;} a:visited, span.MsoHyperlinkFollowed {color:purple; text-decoration:underline; text-underline:single;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

BİLGİ YÖNETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

 

Bilgi yönetimi adından da anlaşıldığı üzere bir yönetim şekli aslında yönetim süreçlerini kapsayan bir yaklaşımdır. Yönetimin bir bilim dalı olarak görülmeye başlanması ile yönetim biliminin teknoloji ile birlikte gelişim göstermesi sonucu ortaya çıkmıştır.

 

Orta Çağda “ Usta-Kalfa-Çırak “ ilişkisinin hakim olduğu ve zanaatla ugraşıldığı, temel üretim birimi “Aile “ iken; 18 nci Yüzyılda, Birinci Kusak Endüstri Devrimi ile üretim, “Evden Fabrikaya” aktarılmıştır. İlk zamanlar, tüm üretim araçlarının toplandığı ve üretimin yapılıdğı yer olarak tanımlanan fabrikalarda, fabrika sahipleri aynı zamanda yöneticilik işlevini de yürütmekte; henüz profesyonel yöneticilerden söz edilmemektedir. Fakat teknolojik gelişmelerin fabrika sahiplerini sermaye sağlamaya zorladığı 19. Yüzyılda, ortaklık görevi ile yöneticilik görevi birbirinden ayrılmış, böylece yöneticilik bir bilim dalı olarak kabul görmeye baslamıştır. Sanayi devriminden itibaren giderek sistemleşen yönetim faaliyetlerini iki ana grup altında incelemek mümkündür.

 

• 19 ncu Yüzyılın sonlarından İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönem (Çağdaş yönetim düşüncesinin oluşma aşaması),

• İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar olan dönem (Çağdaş yönetim düşüncesinin gelişme aşamaşı).

 

Frederick Taylor’un öncülüğünü yaptığı “Bilimsel Yönetim”, Henri Fayol’un “Yönetim Bilimi”, Max Weber’in “Bürokrasi Modeli” birinci grupta incelenebilir. Elton Mayo’nun “Hawtorne Arastirmalari” ve Maslow’un “İnsan Gereksinimlerinin Hiyerarşisi” modeli gibi çalışmalar ise, çağdaş yönetim düşüncesinin olgunlaşma aşamasını göstermektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasıda askeri amaçlı kararlara yönelik olarak, yöneylem arastırmaları ile matematiksel modeller üzerine kurulan karar verme ve yönetim işlevleri, 1950’li yıllardan itibaren işletmelerin karşılaştığı karmaşık problemlerin çözümünde kullanılmaya başlanmış ve yaygınlaşmıştır. Büyük şirketlerin tutarlı bir yönetim uygulaması sağlanmaya çalışılmıştır. 

 

1950 yılında General Motors yöneticisi Alfred Sloan “Büyük şirketlerde uygulanacak tutarlı yönetim teknolojilerini tanımlamıştır. [http://www.entovation.com/momentum/mom_tk.htm]

 

Matematiksel modellerin kullanımıyla hızlı bir şekilde gelişen çağdaş yönetim düşüncesi sistem yaklaşımı temelli olarak bugünlere gelmiştir. Çağdaş yönetim düşüncesi 1960’li yıllarda üst düzey ve karmaşık problemlerin çözümüne yönelik “Yönetimsel Kararlar” şeklinde iken; 1970–1980 yılları arasında “Sistem Analizleri” ön plana çıkmıştır.

 

            1987 yılında Purdue üniversitesinde, DEC ve Technology Transfer Society işbirliği ile “21. Yüzyıla Doğru Bilgi Varlıklarının Yönetimi” konulu ilk bilgi yönetimi konferansı düzenlenmiştir.[http://www.entovation.com/momentum/mom_tk.htm]        

 

1990 lı yılların başından itibaren teknolojinin özellikle de bilişim teknolojilerinin hızla ilerleme kaydetmesi sonucu pek çok alanda meydana gelen yeni gelişmelere paralel olarak pazarda meydana gelen küreselleşme “yeni ekonomi” dönemini başlatmıştır. Bu yeni ekonomi düzeni işletmeler için “iş entegrasyonu” gerekli kılmıştır yani işletmenin stratejileri (hedefleri, organizasyonel yapısı, vb.), işletme süreçleri (iş akışları, iş süreçleri vb.) ve heterojen bir yapıya sahip bilgi sistem altyapısı (mevcut uygulamalar, veriler, ağlar vb.) bir bütünün birbirleriyle tam uyum içinde çalışması zorunlu bileşenleri olmuştur.

 

Artık işletmelerin, sağlam bilgi sistem altyapılarına, işlerin yürümesini garanti edecek sistemsel omurgalara ve bu sistemleri işletmenin amaçlarına uygun olarak bütünleştirip kullanabilecek yönetici ve personele duyduklari ihtiyaçları artmaktadır.

Ortaya çıkan bu ihtiyaçlar, işletmelerin yapılarını, hiyerarşilerini, karar mekanizmalarını, kısaca tüm iş süreçlerini değiştirmeye zorlarken; bilgiye de yeni değerler yüklemektedir. Ancak, Drucker’in deyişi ile bilginin stratejik değer olabilmesi, veriden bilgiye dönüşme sürecinde, bilginin doğru, güncel, tam ve anında erişebilir olması ile olasıdır. Bir işletmede yönetim fonksiyonu; üretim, satış, muhasebe, pazarlama, AR-GE, satın alma gibi faaliyetleri planlamak, yürütmek ve kontrol etmek zorundadır. Yönetimin bu faaliyetleri yürütebilmesi için bilgiye ihtiyaç duyduğu ve bilgi akışı, veri toplama, veri işleme, veri depolama, bilgi oluşturma ve sunma gibi faaliyetleri de düşünüldüğünde; tüm bu faaliyetleri içeren “Bilgi Sistemi” ne sahip olması ve bunu yönetebilmesi gerekmektedir.

 

            Çünkü artık şirketin “pazar değeri”ni oluşturan unsurlar içinde klasik bilânço yapısında “görünmeyen değerlerin” büyük payı olduğu; “bilgi”nin ve “entellektüel sermaye” nin stratejik düzeyde ele alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. [http://www.activefinans.com/active/arsiv/sayi15/bilgi_yonetimi.html]

 

            Bu tarihsel gelişim ve orataya çıkan bu gereklilikler “Bilgi Yönetimi” ni doğurmuştur. Nisan 1992 tarihinde Steelcase North America ve EDS tarafindan yönetilen “Bilgi Üretkenligi” toplantısı, Ekim 1992 de Industrial Research Instititute (IRI)’un hazırladığı ve McKinsey and Company’nin deneyimlerini sunduğu toplantı gerçekleştirilmiş ve 1994 yılında “Bilgi Birikiminin Getirileri” Strategic Leadership Forum ve Ernst & Young ortak çalışması ile tartışmaya açıldı.[

 

            Bugünkü duruma bakacak olursak henüz 12 senelik diyebileceğimiz bu yeni oluşum artık uygulamaya dönüşmekte. Şu anda bilgi yönetimi gelişmekte olup gün geçtikçe birçok şirket tarafından önemi kavranmakta, uygulamaya geçilmekte.

 

Farklı alanlarda eğitim almış ve deneyim kazanmış yöneticiler ve yönetim uzmanları, bilgi ekonomisine dayalı yönetim teknolojileri geliştiriyorlar. Bilgi yönetimi konusunda kitap ve makale patlaması yaşanmasına rağmen, reçeteler sadece uygulama sürecinde tanımlanabiliyor. Büyüyen bir uygulama grubu, her sektörden, her görevden ve dünyanın her tarafından arastırmacıları ve yöneticileri içeriyor. Egitim, ekonomi, kalite, insan kaynakları, bilişim ve strateji uzmanlari tek hedef çevresinde birlesiyorlar: İşletmelerin, bilgi yönetimi sayesinde şekil değiştirmesi.

 

Çünkü artık bilgi teknolojisinin ve iletişim ağlarının gelişimi sayesinde, gerçek rekabet avantajlarının bilgi yönetimi sayesinde oluşturulabileceği kanıtlandı.

Yorum Yaz